Mehmet Sait TANDOĞAN

Mehmet Sait TANDOĞAN

"Başına gelen her iyilik Allah'tandır. Başına gelen her kötülük de kendindendir."(Nisa:4/79)
18 Temmuz 2020 Cumartesi 22:28:48
158 kez okundu.

"Başına gelen her iyilik Allah'tandır. Başına gelen her kötülük de kendindendir."(Nisa:4/79)

Kainatta iyilik asli kötülük arızidir. Her şey yaratılış amacı doğrultusunda hareket ettiği sürece iyidir. Yaratılış amacı dışına çıkan her eylem de kötüdür. İyilik eşyanın kendinden değil Allah'tandır. Kötülük ise insanların kendi elleriyle yaptıkları yanlışlardan, olumsuz tercihlerinden kaynaklanır. Nitekim;

"İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulmalar meydana geldi. Neticede Allah, yaptıklarının kötü sonuçlarından bir kısmını kendilerine tattırır ki, bu gidişin yanlış olduğunu anlayıp yol yakınken gerçeğe dönsünler."(Rum:30/41)

musinet nedir, neden başımıza musibetler gelir,

Bir uyarı niteliği taşısın diye "kötü sonuçların bir kısmı" tattırılmaktadır. Eğer ilâhî koruma kalkıp tümü tattırılmış olsa, bu, insanlığın ve hayatın sonu olur.

"Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur. Üstelik O Allah bir çoğunu da affetmektedir."(Şura:42/30) Rahmeti her şeyi kuşatan (A'raf:7/156) ve merhameti zatına prensip edinen (En'am:6/12-54) Yüce Rabbimiz yapılan kötülüklerin tamamını değil de sadece bir kısmını insanoğullarına tattırır ki doğruya dönüş yapsınlar. Hatta bir çoğunu da erteler;

"Eğer Allah insanları yapıp ettikleri yüzünden hemen hesaba çekecek olsaydı, yer üzerinde bir tek canlı bırakmazdı. Ama onları sonu ilâhî yasayla belirlenmiş bir süreye kadar erteliyor."(Fatır:35/45)

Tarihin hiçbir döneminde benzerine rastlanmayan, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan, gözle görülemeyecek kadar küçücük bir virüs kısa zamanda ülkelere sınırlarını kapattırdı. Ticari hayatı durma noktasına getirdi. Uluslararası ulaşımı durdurdu. Eğitime ve toplu ibadetlere ara verildi. Kabe kapandı, tavaf sa'y durdu. Camiler ve mescitlerde toplu ibadet yapılamaz oldu. Cuma namazları kılınamıyor. İnsanlar evlerine kapandı. Şehirler , caddeler, sokaklar boşaldı. Teknolojinin tavan yaptığı bir dönemde bu küçücük virüs insanların korkulu rüyası oldu.

Dünyayı kasıp kavuran bu virüsün kendiliğinden mi yoksa insan eliyle mi canavarlaştırıldığı bilinmiyor. Şeytan ilâhi huzurdan kovulup lanetlenince şöyle demişti:

"Senin kullarından payıma düşeni mutlaka alacağım. Onları saptıracağım; ben onlara emredeceğim, onlar da develerin kulaklarını kesecekler. Yine onlara emredeceğim, onlar Allah'ın yaratışını değiştirecekler!"(Nisa:4/118-119)

Allah'ın yaratışını değiştirmek; varlıktaki ilâhi hiyerarşiyi bozup yaratılış amacının dışına çıkarmaktır. Günümüzde bu iş varlıkların genetiği değiştirilmek suretiyle yapılmaktadır. Genetik mühendisliğinin istenmeyen sonuçlara yol açmaması için, varlık hiyerarşisine özen göstermesi gerekir. Bu özenin temelini "Bilim ahlâkı" oluşturur. Bilim ahlakından yoksun tipler genetik ilmini tersine işleterek varlıkların genleriyle oynarlarsa düzen bozulur ve insanlığı tehdit eden Sars, Mers, Korona virüsler ve daha bilinmeyen nice canavarlar ortaya çıkar.

Bütün bu kötülükleri kıyamet alameti ya da kötü gidişat sebebiyle Allah'ın kullarını cezalandırması şeklinde okumak asla doğru değildir. Bunlar insanlık için birer ibret vesilesi ve imtihan gereğidir:

"Kesinlikle sizi korkuyla, açlıkla, mal, can ve verim kaybıyla sınarız. Ama sabredenleri müjdele! Onlar bir musibete uğradıklarında: "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve sonunda yine O'na döneceğiz" derler."(Bakara:2/155-156)

Tabii olaylar karşısında insanların tavrının ne olması gerektiğini en ideal biçimde bu ayetler ifade etmektedir.

Hele ayetteki "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun=Doğrusu biz Allah'a aidiz ve sonunda yine O'na döneceğiz." cümlesine "İstirca" denir. İstirca': Musibet anında Allah'ın takdirine rıza gösterip, O'na sığınarak teselli bulmaktır. Bir başka ifadeyle: "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" ifadesinin, musibete uğrayan mü'minin şahsında hayat bulmasıdır. İslâm'ın hayat kodları arasında müstesna bir yeri olan bu cümle, aslında İslâm inancının anahtarlarından biridir. Tevhit ve adalet temeli üzerinde yükselen İslâm'da istirca' tevhidin özeti ve varlığın kaynağına yöneliktir. Aynı zamanda bu, mü'minin fâni varlığını Allah'ın baki varlığına adama andıdır. Öte yandan içinde şükür, zikir ve dua da olan Allah'a teslimiyettir.

Başımıza gelen bu musibetleri birer ilahi adet değil ilahî ayet olarak okumalıyız. Zira Allah kullarına asla zulmetmez: " Kim Allah'ı razı edecek iş işlerse kendi lehine olur; kim de kötülük işlerse kendi aleyhine olur: Rabbinin kullarına zulmetme ihtimali asla bulunmamaktadır."(Fussilet:41/46) Kötülük yapan kendisine ne kadar büyük zulmü reva gördüğünün farkında bile değil!

"Benim katımda verilen söz değişmez; ve benim kullarıma zulmetme ihtimalim yoktur." (Kaf:50/29)

Ayetlerde görüleceği üzere Yüce Allah asla kullarına zulmetmez. Bu sebeple musibetleri birer azap değil ayet/ibret olarak okumalı ve imtihanımızın birer parçası olarak görmeli ve bunlardan ibret alıp ders çıkarmalıyız.

"Şu halde ibret alın ey ileri görüş sahipleri!" (Haşr:59/2)

İnsanlığın başına gelen en büyük felaket Nuh Tufanını da Rabbimiz ayet/ibret olarak tanımlıyor;

"Böylece kendilerini insanlığa ibret kıldık." (Furkan:25/37)

Teknoloji çağında insanlığın hayat kodlarını zorlayarak acze düşmesine sebep olan korona virüsü de ibret/ayet olarak okumalı ve en kısa zamanda ilacı/aşısı bulunmalıdır.

Allah'ın mülkünde Allah'ın istediği gibi bir hayat yaşarsak, musibetleri rahmete dönüştürebiliriz.