Mehmet Sait TANDOĞAN

Mehmet Sait TANDOĞAN

"...Rabbimiz! sen bizi iki kez öldürdün, iki kez de dirilttin..."(Mümin:40/11)
20 Ağustos 2019 Salı 19:08:55
72 kez okundu.

"...Rabbimiz! sen bizi iki kez öldürdün, iki kez de dirilttin..."(Mümin:40/11)
Kur'an İnsanoğlu için iki ölüm ve iki hayattan bahseder. Ölümlerden birincisi yokluktan varlığa göç, ilk yaratılış, ölü iken dirilmek; Dünya'ya gelmek. İkincisi bu dünya hayatına veda etmektir. İki hayattan birincisi Dünya Hayatı, İkincisi ahiret hayatıdır. Kur'an bu gerçeği şöyle anlatıyor:
"Cansızken size hayat bahşeden, ardından sizi öldürecek ve ondan sonra da diriltecek olan, en sonunda sizi kendisine döndürecek olan Allah'a karşı nasıl olur da nankörlük yaparsınız?"(Bakara:2/28)
Siz toprak olarak ölüydünüz. Allah sizi topraktan yarattı ve ruhundan üfleyerek (Hicr:15/29, Secde:32/9) sizi diriltti. Size hayat bahşetti. Hayatın tüm özelliklerini taşıyan ruhtur. Ruh, insanın yaratılışındaki sırlı halkadır. Ruh, Alemlerin Rabbinin emrine amadedir. Ruh ile beşer insan olma seviyesine erişmiş, akıl, irade, fıtrat ve vicdan sahibi olmuştur. Ruh hakkında bize az bir bilgi verilmiştir. "Sana ruh hakkında sorıuyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin akıl sır ermez işlerindendir ve size bu konuda çok sınırlı bir bilgi verilmiştir." (İsra:17/85) 
Dünya'ya gelen her canlı mutlaka ölecektir. Yaratılanlar içerisinde öleceğini bilenler iradeli varlıklar; İnsanlar ve cinlerle Allah'ın bildirmeyi murad ettiği varlıklardır. Bunların dışında kalanlar bilmez. 
"Allah insanların canlarını/ruhlarını ölümleri sırasında alır. Henüz ölmemiş olanları da uykusunda alır. Derken ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını katında tutar. Geri kalanları sonu ilahi yasayla belirlenmiş bir süre doluncaya kadar geriye salar. Kuşkusuz bunda, düşünen bir toplumun alacağı bir ders mutlaka vardır."(Zümer:39/42)
Ölüm sembolü olan uykuda (Nebe':78/9) Rabbine yükselen ruh uyanınca bedene döner. Bedenin ölümü anında ruhlar Allah'ın emrine vefa göstererek, geldiği makama yani Allah'a yükselir ve orada tutulur. Toprak ananın bağrına konulan beden çürüyüp asli maddesi olan toprağa karışır. Bunu Kur'an: "Biz sizi topraktan yarattık. Yine o toprağa döndüreceğiz. Ve oradan bir kez daha çıkaracağız."(Taha:20/55) diye ifade ediyor. Şanlı peygamberimiz her sabah uyandığında: "Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun. Dönüş yalnızca O'nadır."(Buhari fethu'l Bari:11/113, Müslim:4/2083) diye dua ederdi.
Kur'an Müminlerin ölüm anını şöyle anlatır: 
"Bunlar, meleklerin: "Selam sizlere!...Yapmış olduklarınızdan dolayı girin cennete!..." diyerek canlarını tertemizken aldığı kimseler olacak."(Nahl16/32) Ve onların ruhları gerçek sahibi Allah'a yükselir;
"İçinizden birine ölüm geldiği zaman, gönderdiğimiz melekler emrimizle onun ruhunu çekip alır ve sonra o ölenler/in ruhları gerçek sahibi olan Allah'a teslim edilir. İşte mutlak hüküm yalnızca O'nundur ve O hesabı en seri görendir."(En'am:6/61-62)
Böyle yolculuğa çıkan müminler bir an önce kendilerine vaad edilen cennete kavuşmak için sabırsızlanırlar. Kısa sürecek olan kabirden mahşere geçiş sürecinde de müminin ruhuna rüya gibi cennetteki makamı gösterilir.

 

İnkarda ısrar edenlerle münafıkların ölümleri ise korkunçtur. Azap çektirilerek başlar:
"Ve O, küfre saplanıp kalanlara ölümü tattırdığında bir görmeliydin: Melekler onların suratlarına ve sırtlarına vurarak diyecekler ki: "Tadın bakalım yakıcı azabı... Bu öz ellerinizle işlediklerinizin karşılığıdır. Aksi halde Allah kullarına asla haksızlık yapmaz."(Enfal:8/50-51) 
"Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nice olacak sen bir görseydin"(Muhammed:47/27) Daha ölmeden ilk azap başlıyor.
Mümin kulların ruhu Allah'a yükselirken, İnkarcıların ruhu yükselemiyor. Bu ikinci azap.
"İçinizden birine ölüm gelip te gönderdiğimiz melekler onun ruhunu aldıktan sonra onu gerçek sahibi olan Allah'a yükseltirler."(En'am:6/61-62) 
"Hiç şüphesiz mesajlarımızı yalanlamaya kalkan ve onlara tepeden bakanlara semadaki yüce alemlerin kapıları açılmayacaktır. Onlar Deve ya da kalın halat iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyecekler. Biz günahta ısrar edenleri işte böyle cezalandırırız."(A'raf: 7/ 40) Üçüncü azap.
"Nihayet o inkarcılardan birine ölüm gelip çatınca, "Rabbim!" der. "Döndür ne olur geri döndür beni. Belki ben daha önce yapmadıklarımın yerine doğru dürüst işler yaparım!" Kesinlikle hayır! çünkü onun dile getirdiği, sadece muhatabı etkilemek için sarf edilmiş bir laftır. Nitekim böylelerini arkalarından, dirilecekleri güne kadar aşamayacakları bir engel kuşatmıştır!"(Mümin: 23/99-100) Bu da, daha ağır olan dördüncü azap türüdür.
Bu ayet reenkarnasyon saçmalığını iddiacıların ağzına tıkarken, inkarcıların ruhlarının müminlerin ruhlarından farklı olarak kıyamete kadar tutuklu kalacağını ve sürekli azap kabusları göreceğini de haber vermektedir.
Sonsuza yolculuğun kabir konaklaması çokça ihtilafa neden olmuştur. Bu konuda bilen de bilmeyen de konuşmaktadır. Öncelikle şunu belirtelim ki, kabir hayatı denilen süreç hayat denilemeyecek kadar çok kısadır. Hatta dünya hayatı ile birlikte değerlendirilmesine rağmen kısa bir tanışma faslı kadar görüldüğünü Kur'an'dan öğreniyoruz.
"Ve o gün gelip Allah onları bir araya topladığı zaman, onlara dünyada sanki birbirleriyle tanışmalarına yetecek kadar, yalnızca gündüzün bir saatinde kalmışlar gibi gelecek."(Yunus,10/45). 
Son saatin gelmesiyle mahşer ve Mahkeme-i Kübra'nın kurulması ve o büyük mahkemedeki yargılama süreci de kısa zaman aralığı ile birbirini takip edecektir.Bu süreyi Yüce Allah şu mesajı ile açıklıyor:
"Kıyamet günü geldiğinde Allah'ın emri ile sûra üflenecek ve bu işaretle birlikte yerde ve gökte yaşayan herkes can verecektir. Derken sûra bir defa daha üflenecek ve bu sefer herkes diriltilmiş ve hesap vermek üzere ilâhî huzura getirilmiş olacaktır. O gün mutlak adalet tecelli edecek, peygamberler ve tevhit ehli müminler, kendilerine karşı çıkanlar aleyhinde şahitlik edecek ve herkes yaptığının karşılığını alacaktır. Hiç kimse en ufak bir haksızlığa uğramayacaktır."(Zümer:39/68-70
Ve mahşer meydanındakilerin aralarında geçen konuşmalar:
"Nitekim kıyametten sonra insanların diriltileceği gün sûra üflenecek ve o gün peygamberleri ve ilâhî mesajları inkar edenleri gözleri donuklaşmış, dehşete dönmüş bir halde toplayacağız. Bütün konuşmalarını bildiğimiz halde, güya gizlice konuştuklarını sanarak kendi aralarında: "Dünya'da on gün kadar kaldık herhalde" diye fısıldaşacaklar. İçlerinde en aklı başında olanları ise "Olsa olsa bir gün kalmışızdır" diyecek, bitmez sandıkları dünya hayatının ne kadar kısa olduğuna şaşıracaklardır."(Taha: 20/102-104)

 

diriliş, resurrectionVe Kur'an bu konuya noktayı şöyle koyuyor: "Derken sura üflenmiştir; Ve işte o zaman hemen mevzilerinden çıkıp Rablerine koşacaklar. " Ey vah ! bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?" diyecek ve cevabı kendileri verecekler: "Rahmanın vaad ettiği bu olsa gerek. Demek ki gönderilen elçiler doğru söylemişler."(Yasin:51-52). 
Kur'an, İnsanın ölüm anını ve sonrasını bu kadar detaylı verdiği halde kabirdeki sorgulama, cezalandırma ve topuzla dövmekten bahsetmiyor? Ölen kişinin kabre konulunca dirilip mezarlıktakilerin konuşmalarını, okumalarını ve hatta ayak seslerini duyduğuna dair rivayetlerin Kur'an'dan referansı yoktur. Hem Hesap gününün tek sahibi olan Allah'tan başka orada hesap soracak ta yoktur. (Fatiha:1/3, İnfitar:82/19) Varsa Kur'an neden bundan bahsetmiyor? Diyeceksiniz ki, o hesap sorucular da Allah'ın emriyle bu işi yapıyorlar. O zaman bedenden çıkmış olan ruh mezara girince geri mi dönüyor? Eğer öyleyse Zümer 42. ayette "ölümüne hükmettiklerini katında tutar" diyen Kur'an, neden Allah'a yükseltilen ruhları ait olduğu beden kabre konulunca bedene geri iade eder demiyor? Aksine "Ölen kişinin ruhu gerçek sahibi olan Allah'a teslim edilir. "(En'am:6/62 diyor.
Kur'an'a göre ruhun iadesi ancak yeniden diriliş anında olacaktır. Kur'an kabir hayatından bahsetmiyor. Kabre konulduğunda dirilip sorgulanacağından da söz etmiyor. Hem bu sürecin çok kısa olacağını ifade ediyor; (39/68) 
İnkarda ısrar eden kafirlerle münafıkların ruhları da gidecekleri cehennemin korkunç kabusunu görürler. Müminlerin ruhları ise kendilerine safa veren cennet rüyaları görürler. 
Ruh bedenden ayrıldıktan sonra beden için zaman ve mekan mefhumunun anlamı kalmaz.
Netice olarak deriz ki; ölümle kişi yok olmuyor. Yeni bir bedene girdirilen ruhuyla sonsuz hayata doğuyor.
Rabbim bizleri : "Paygamberlerle, tevhide sadakatle bağlı Müminlerle, Allah yolunda canlarını feda eden şehitlerle ve her zaman ilâhî emirlere uygun yaşayan Salih insanlarla beraber eylesin!" (Nisa:4/69)