Mehmet Sait TANDOĞAN

Mehmet Sait TANDOĞAN

Nasıl bir sevgi? Kur'ani Sevgi... İbni Arabi der ki; "Sevginin tanımı yapılmaz... Sevgi tadılır ve yaşanır. Tadan dahi onu anlatamaz. Şu var ki; Sevgi, seveni sevilene bağlayan bağdır."
10 Eylül 2018 Pazartesi 13:04:02
84 kez okundu.

Nasıl bir sevgi? 
Kur'ani sevgi...
İbni Arabi der ki; "Sevginin tanımı yapılmaz... Sevgi tadılır ve yaşanır. Tadan dahi onu anlatamaz. Şu var ki; Sevgi, seveni sevilene bağlayan bağdır." 
Ali Şeriati; "Aşk, büyük, güçlü bir kandırmacadır. Oysa sevgi; sonsuz, salt, dosdoğru, içten bir doğruluk ve bağlılıktır."
Özge canlar, sevgi toplumu oluşturmakla kurtulur. Genç kızlarımız ve çocuklarımız kur'ani sevgiyle kişilik kazanır.
Sevgi toplumuna hangi yoldan gidilir?
Kur'an gölgesinde Hz. Muhammed (A.S) ın yolundan gidilir.

kurani sevgi, ilahi aşkİşte Kur'ani Sevginin yolu:
"De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, Beni izleyin ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Zira Allah çok bağışlayandır, eşsiz merhamet kaynağıdır." (Al-i İmran:3/31) 
Ayette sevgi, "Muhabbet" kelimesi ile açıklanıyor. Ne kadar sıcak bir kelime Muhabbet; içinde Allah'ın çok şefkatli, çok sevgi besleyen anlamındaki sıfatı ile iyiliği sonsuz ikramı bol anlamı içeren Rahman ve Rahim sıfatını barındıran aşk ötesi bir sevgi... Tükenmeyen bir sevgi, ölümsüz bir sevgi.. Ölümsüze olan sevgi insanı özgür yapar, ölümlüye olan sevgi ise insanı tutuklar, esir eder. Zaten onun adı sevgi değil tutkudur. İnsanı özgür kılan o sevgiye Muhabbet denir. Muhabbet, yüreğe düşen bir tohumdur; "Her başakta yüz dane veren yedi başak" (Bakara:2/261) İlahi yedi verendir o... Ebedi olandan gelen sevgidir...
Her şey harcadıkça tükenir. Ama o paylaştıkça, harcandıkça artar. Eğer Allah'ı seviyorsanız, bunun bedeli Elçiyi izlemektir. Toplumumuzun her kademesine bu sevgi aşılanmalı...Bu sevginin yeşerip her başağında yüz dane verdiği toplumlarda Özge canlar, Ayşeler, Fatmalar, Hasanlar, Hüseyinler ve Ahmetler ölmez, güven içinde mutlu yaşamlarına devam ederler. İyiliği sonsuz, ikramı bol ve şefkati yüce Allah şöyle buyuruyor:
"İmanda sebat eden, o imanla uyumlu bir hayat yaşayan kimseler var ya: O sonsuz Rahmet kaynağı onlar için tarifsiz bir sevgi var edecek!"(Meryem:19/96)


O "Vedüd" olandan yansıyan, İlahi yardıma mazhar, Allah'ın ödülüne layık, bir bakıma "Mukaddes" bir sevgi... Kur'an başlangıçta sevgiyi "Hubb" muhabbet, sonuçta onun meyvesi olan sevgiyi ise "vudd" Meveddet ile ifade eder ki, bu sevgi de İman ve amelin meyvesi olan ölümsüz sevgidir. Allah - Kul ilişkisinin ekseni meveddet ve muhabbettir. Allah'ı bilmenin, tanımanın ve anlamanın yolu O'nu, O'na layık bir sevgiyle sevmekten geçer. Düşünce mantık, duygu da sevgi kanatları ile uçar. Eskimeyen ve solmayan güzelliklere aşık olmak ne güzeldir. Ama eskiyen ve solan geçici güzellikler çölde görülen serap gibi seveni de naçar bırakır.


Yüce Allah Buyurdu:
"Kadınlara, oğullara, altın ve gümüş cinsinden yığılmış servetlere, gözde ve nişan vurulmuş atlara, sürülere ve ekinlere tutkulu bir sevgi duymak insanoğluna cazip kılındı. Bütün bunlar dünya hayatının geçici zevkleridir. Ama en güzel gelecek Allah katındadır." (Al-i İmran:3/14)
İşte bu ayet arzulara sahip olmak ile arzulara ait olmak arasındaki farkı vurguluyor. Şu ayette bu gerçeğe daha da açıklık getirmektedir;
"Ve şehirde Hanımlar birbirine şöyle dedi: Malum yöneticinin karısı genç hizmetçisini baştan çıkarmaya yeltenmiş. Belli ki tutku kadının yüreğine işlemiş. Bakın: Bizim onun hakkındaki düşüncemiz işi iyice azıttığı yönündedir."(yusuf:12/30)
Burada sözü edilen sevginin "haddi aşmış" bir sevgi olduğu vurgulanmakta, esasen bunun sevgiden öte bir ihtiras, bir tutku olduğu belirtilmektedir. O zaman şöyle diyebiliriz; Aşk, Geçici ve dünyevi bir tutku, Sevgi ise Sonsuz ve sonsuzluğun sahibine kadar uzanan ve cennette de devam eden ilahi bir olgudur. Şunu da ekleyelim ki, bütün sevgiler dünyadan başlar. Şanlı Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Canım güç ve kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki; Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız."(Müslim, İman:93-94)


Yine O Evrensel Elçi Şunu tembihliyor Ümmetine:
"Kudret ve gücün sahibi olan Allah'a yemin olsun ki, Hiç bir kimse kendisi için istediği hayır ve iyiliği, Mümin kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamaz."(Buhari, İman7)

Hz. Ali Efendimiz; "İnsanlardan bazıları cehennem korkusundan ibadet eder; Bu kölenin ibadetidir. Bir kısmı da cennet beklentisi ile ibadet eder. Bu da ücretlilerin ibadetidir. Gerçek Mümin sadece Allah sevgisi ve rızası için ibadet eder. " Demek suretiyle ibadetin merkezine Allah sevgisini koymaktadır.

Yine Ali Efendimiz: "Ben günün bütün üzüntüsünü, yorgunluğunu, kederini eve gelip Fatıma'nın yüzüne baktığımda unutuyorum." Demiştir. Yaşadığı sürece Peygamber kızı Fatma'yı hiç üzmemiş, Arap adetlerini de alt üst ederek onun üzerine başka kadın getirmemiştir. Hatta rivayet edilir ki, eğer Fatıma annemiz vasiyet etmemiş olsaydı, o vefat ettikten sonra da evlenmeyecekti. 
Böyle sevgi yumağı olan ailelerin çocukları Özgecan'ları kardeş bilir, Namus bilir, haysiyet, şeref ve Allah emaneti bilir de ona dokunmaz, dokunamaz.

Kur'ani Sevgiyi ailede başlatmalı, çevremize, ülkemize ve nihayet cihana yaymalıyız.
O zaman Şanlı tarihimizde olduğu gibi Milletçe dünyaya örnek ve önder oluruz.
Kur'ani Sevgiyle dağlar aşılır, ülkeler fethedilir, gönüllere girilir...
Kur'ani sevgi ile Refik-i Ala'ya; Yüce Dostlar Katına erişilir....