Haber: Editor Sekarya Adapazarı'nın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 97. Yılı
A+ A-
20 Haziran 2018 Çarşamba 16:00:58
149 kez okundu.
Milli hayatımızda yediden yetmişe hepimizin bilmesi gereken zafer günlerimiz olmakla beraber, Acısını dünya durdukça içimizden atamayacağımız "Milli Felaket Günleri"miz de vardır. Mustafa Kemal Atatürk

Adapazarı'nın düşman işgalinden Kurtuluşunun 97. yılında Şehit ve Gazilerimizi rahmet ile anıyoruz. Her zaman üstün kahramanlık örneğini sergileyen atalarımız, düşmanı bozguna uğratarak Adapazarı’nı düşman işgalinden kurtarmıştır. Bu kutsal emanetlere ve atalarımızın mirasına sahip çıkmak zorundayız. Ülkemizi güçlü, insanımızı mutlu, yarına güvenle bakan bireyler haline getirmeliyiz. Bugün için, yarın için çalışmalı ve durmaksızın üretmeliyiz. Çalışana üretene destek vermeliyiz.

***

Adapazarı’nın Kurtuluş Savaşında da önemli bir yeri vardır. Ali Fuat Cebesoy, Sırrı Bey, Hasan Cavit Bey, Çerkez Sait Bey, Koçzade Mahmut Bey, Metozade Hüzeyin Efendi, Abdurahman Bey, Cevat Bey, Kaymakam Tahir Bey, İbsiz Recep, Osman Kaptan, Kazım Kaptan, Halit Molla gibi pek çok kahramanımız Kuva-i Milliye hareketine sağladıkları yardım ve destekle milli mücadelenin şerefli sahifelerinde yer almışlardır. Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu müfettişliğine atanmış ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Havza ve Amasya genelgelerini yayınlayıp kongreler yaparak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Üç yıl boyunca devam eden Milli Mücadele hareketinde ve Kuvayi Milliye’nin kurulması aşamasında Adapazarı ön saflarda yerini almıştır. Adapazarı çevresindeki Türk gençleri çeşitli çeteler oluşturarak, Ermeni ve Rum çeteleriyle mücadele ediyorlardı. 10 Mayıs 1920’de Ahmet Anzavur Adapazarı ve Geyve bölgesinde ayaklanmış, ancak bütün savaşları başarısızlıkla sonuçlanarak 22 Mayıs 1920’de İstanbul’a gitmiştir. Öte yandan 11. Yunan Tümeni İzmit’i işgal altında bulundururken, 24 Mart’ta Kırkpınar’ı, Sapanca’yı, bir gün sonra da Adapazarı’nı işgal etmişti. Üç ay süren Yunan işgalini milli çete grupları dağıtmışlardır. İşgalin sinyallerini alan Adapazarı halkı önceden şehri boşaltmıştı. Kimsesiz kadın ve çocuklarda İran Konsolosluğu’na sığınmışlardı. 28 Mart sabahı Yunan birlikleri Sakarya’yı geçerek nehrin 500 metre doğusuna ilerlemişlerse de, Türk kuvvetleri yoğun çarpışma  ile tekrar Yunan Kuvvetlerini nehrin batısına püskürtmüştü. Kasım Bey Mayıs 1921 başlarında kolordusunu Düzce’den Geyve’ye naklediyordu. Bir alay Sakarya Nehri boyunca yayılırken, bir alay da Arifiye-İzmit güzergâhına yerleşmişti. Diğer bir alay da İzmit dolaylarında yedekteydi. Düşmanın 19. Tümeni ise yeni bir düzenleme çerçevesinde 16 Haziran 1921’den itibaren İzmit’te toplanmaya başlamıştı ki, esas itibarıyla düşman Bursa’ya çekiliyordu. Ancak düşmanın Adapazarı’ndan çekilirken şehri yakmaması için tedbirler alınmış ve Sakarya Bölge Komutanlığı’nın üç baskın kolu, 21 Haziran 1921 sabahı erken saatlerde küçük bir çatışma sonucu şehre girmişti. Osman Kaptan, Kazım Kaptan kuvvetleri ile Molla Halit kuvvetleri şehirde asayişi sağlamış, Hükümet Konağı’na Türk bayrağını çekmiş ve kurtuluştan sonraki ilk sabah ezanını da Halit Molla Bizzat okumuştu.

***

Milli Mücadele döneminde Adapazarı ve civarının Kuva-yı Milliye hareketine katılması, Sivas Kongresi’ni takip eden günlere tesadüf eder.

Adapazarı kazasında ilk millî müfrezelerin kurulmasında yöredeki resmi devlet görevlileri ile halkın önemli katkıları olmuştur. Kuva-yı Milliye hareketini destekleyecek olan Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında kısa sürede kuruluşunu tamamlayarak faaliyete geçmişlerdir.

Kuva-yı Milliye’nin Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında giderek genişlemesi, işgalci Yunan birliklerini ve işbirlikçilerini harekete geçirmiş; Yunan ordusunun desteğinde faaliyet gösteren yerli Rum ve Ermenilerin kurdukları çeteler bölgede terör havası estirmeye başlamışlardır. Yunan ordusundan maddi manevi destek alan Rum ve Ermeni çeteleri, bölgedeki otorite boşluğundan yararlanarak civardaki Türk köylerine karşı gasp ve yağmalama hareketine girişmişlerdir. Adapazarı kazasının 26 Mart 1921 tarihinde Yunan ordusu tarafından işgalinden sonra yerli Rum ve Ermeni çetelerinin gasp, yağmalama, öldürme, ırza geçme vb. hareketlerinde daha da artış gözlenmiştir. Yunanlıların ve işbirlikçilerinin Adapazarı kazasındaki bu sindirme hareketi 21 Haziran 1921 tarihine kadar yaklaşık 4 ay devam etmiş; bu tarihte Türk ordusu tekrar bölgede denetimi ele geçirmiş; Yunanlıları bölgeden uzaklaştırmıştır.

Yunanlıların yerli işbirlikçileri Rum ve Ermeni çeteleriyle bölge halkı üzerinde yaptıkları maddi-manevi tahribat, uzun yıllar tesirini gösterdiği gibi, hafızalardan silinmeyecek izler de bırakmıştır.

***

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında Türk Milleti’nin bütün fertlerinin olduğu gibi, Adapazarı ve yöresi insanlarının da çok mühim rol oynadığı bilinmektedir. Millî Mücadele döneminde Adapazarı ve yöresinin Kuva-yı Milliye saflarına katılması Sivas Kongresi’ni takip eden günlere rastlamaktadır. Mustafa Kemal Paşa’ya Damat Ferid Paşa kabinesinin direnmesi halinde İstanbul hükümetine karşı hareket etmeye hazır olduklarını bildirenler arasında Adapazarı Kuva-yı milliyecileri de vardı. Nitekim, 1 Ekim 1919 tarihinde Hendek ve Adapazarı’nın bazı yerlerinde halkın Kuva-yı milliyeye katıldıkları haberi her tarafta duyulmakta idi.

 

Kuva-yı Milliye’nin Faaliyetleri ve Karşı Hareketler

Adapazarı’nda ilk milli müfrezelerin kurulması için yöredeki resmi devlet görevlileri ile halkın önemli katkıları olmuştu. Adapazarı Belediye Başkanı Fahri, Müderris Harun Efendi, Adil Hasan, Mehmet Sıtkı, Emekli Binbaşı İsmail Hakkı, Yüzbaşı Ramiz, Hopalı Yüzbaşı Rauf, Trabzonlu Doktor Yüzbaşı Raif, Gebze’den gelen Dr. Fahri Can, iş adamı Metozade Hüseyin, Ömer Faik, Fabrika müdürü Necmettin ve Dava Vekili İbrahim Beyler1 Kuva-yı Milliye teşkilatını kurup, Mustafa Kemal Paşa’ya da bağlılık telgrafı çekmişlerdi. Daha sonra Adapazarı milli komutanlığını üzerine alan Kuşçubaşı Eşref Bey de buraya gelmiş, milli teşkilatın kurulmasında rol almıştı. Hatta Kuşçubaşı Eşref Bey’in Kuva-yı Milliye’nin masraflarının zenginlerden toplanacak paralarla karşılanacağı yolundaki beyan ve uygulamaları bazılarının tepkilerini çektiği gibi, bir müddet sonra burayı terk etmesine de neden oldu. Nitekim, Kuşçubaşı Eşrefe yönellik bu hareket bir müddet sonra Kuva-yı Milliye’ye karşı bir tavır haline dönüşerek, Düzeni ve Bolu bölgesindeki bir takım ayaklanmalara da zemin hazırladı.

Adapazarı’nda olduğu gibi, Geyve ve Hendek’te de Kuva-yı milliyeyi destekleyecek Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri kurulmuştu.

Geyve’de Hafız Fuat (Çelebi) Efendi’nin başkanlığında Kaymakam Hazım Bey, Jandarma komutanı Esat Bey, Burhanettin Çelebi, Rıza (Şahin) Bey, ve Sefer Bey’lerin katılmasıyla Kuva-yı milliye teşkilatı kurulmuştu.

Hendek’te ise, Rauf Bey’in önderliğinde Şefik Kahvecioğlu, Hacı Mehmet Dinçer, Molla Mehmet Keskin, Muallim Arif Beyler Kuva-yı milliye teşkilatını kurdular ve İstanbul hükümetiyle bağlarını kestiklerini, Temsil Heyetine çektikleri telgrafla bildirdiler.

Kuva-yı milliyenin Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında gücünü göstermesi gerek işgalci düşmanın, gerekse işbirlikçilerinin dikkatini çekmiş, onları karşı önlemler almaya yöneltmişti. Bu sırada Akyazı bölgesinde ortaya çıkan Çerkeş Talustan Bey’in İstanbul hükümeti desteğiyle başlattığı isyan başarılı olamamış; fakat, 1920 ilkbaharında başlayacak olan ayaklanmalara zemin hazırlamıştı.

Geyve Boğazı, Kuva-yı Milliyenin ele geçirmek zorunda olduğu stratejik önemi çok büyük olan bir geçitti. Dolayısıyla Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesi ve sürekli olarak elde tutulması Milli Mücadele’nin başarıya ulaşması açısından son derece önemli idi.

Yunan İşgal Faaliyetleri

İşgal felaketine uğrayan her yerde olduğu gibi, Adapazarı kazasının da Yunan işgaline maruz kalan bölgesi Sakarya Nehri’nin batısındaki sahasıdır. Mondros Ateşkes antlaşmasını müteakip başlayan işgal olayları münasebetiyle Batı Anadolu’da tamamen serbest kalan yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle Yunan birliklerinin saldırılarına uğramayan belde ve köy hemen hemen kalmamıştır. Rum ve Ermeniler bölgede azınlıkta olmalarına rağmen, İtilaf Devletleri’nden aldıkları cesaretle hareket ediyordu.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Adapazarı ve yöresindeki Kuvva-i milliye karşıtı hareketler içerisinde işgalci devletlerin kışkırtıp örgütledikleri Rum ve Ermeni çetelerinin de önemli rolleri olmuştur. Adapazarı yöresinde Rum çeteleri özellikle 20.000 nüfusu aşkın gayr-ı müslimin yaşadığı Geyve civarında etkili olmuşlardı. Hakim bir tepe üzerinde kurulmuş olan 1200 hanelik Ortaköy, Rum çeteciliğinin merkezi üssü konumundaydı. Yine Adapazarı’nın kuzeyindeki Fındıklı, Aşağıköy ve Kantarköy mahallelerinden oluşan Fındıklı Rum köyü de çetecilerin merkezlerinden idi.

Geyve yöresindeki Rum çetelerinin yanı sıra, Ermeni çeteleri de bölgede etkili olmuşlardı. Adapazarı’nın kuzeyindeki Firuzlu (bugünkü adı Ferizli), Ermeni Cedit, Damlık Ermeni köyleri de Ermeni çetecilerinin merkezi durumunda idi.

Adapazarı 26 Mart 1921 tarihinde İzmit ve civarını daha önceden işgal etmiş olan 11'nci Yunan Tümeni tarafından işgal edildi. Adapazarı’nın işgali Yunan ordusunun 23 Mart 1921 tarihinde başlattığı genel taarruz çerçevesinde girişilmiş bir harekâttı.

Birinci İnönü Muharebesi’nde Türk ordusuyla yaptığı ilk savaşı kaybeden Yunan ordusu, müttefikler nezdinde prestijini yeniden sağlayabilmek için 23 Mart taarruzunu başlatmıştı. Yunan genelkurmayı 11 nci Yunan tümenine yapılacak olan genel taarruza yardımcı olmak amacıyla Adapazarı, Sapanca, Geyve kesiminde toplandığını öğrendikleri Türk kuvvetlerine karşı bir harekâta geçilerek, Türk kuvvetlerinin bölgeden uzaklaştırılması görevini vermişti. Yunanlıların Adapazarı bölgesindeki askeri durumla ilgili bilgileri yerli Rumlar ile İngiliz keşif uçuşları sayesinde elde ettikleri bilgilere dayanıyordu.

İzmit üzerinden harekete geçen Yunan tümeni. 24 Mart 1921 tarihinde Kırkpınar’ı işgal etti. Düşmanın ileri harekâtına yerli Rum ve Ermeni çeteleri de katılmışlar, 25 Mart’ta ise Sapanca işgal edilmişti. Yunan ordusu ilerlerken Adapazarı bölgesinde bulunan zayıf Türk birlikleri mukavemet edememişti. Hatta 33 ncü Süvari Alayı bu sırada savunma tertibi alarak Sakarya Nehri’nin doğusunda mevzilenmişti. Muhtemel düşman işgali karşısında halk, bu sırada çaresiz şehri terk etmeye başlamıştı. 26 Mart günü zayıf direnişi kırdıktan sonra Yunanlılar Adapazarı’nı işgal etmişlerdi. Yunan birlikleri ile Sakarya nehri kıyısında mevzii muharebeler yapılmış, bunlarda Türk kuvvetleri baskınlarla üstünlük sağlamayı başarmışlardı. Sakarya Nehri üzerindeki Tavuklar köprüsü 3 Nisan 1921 tarihinde Türk birlikleri tarafından yakılarak Yunan ordusunun karşı tarafa geçmeleri önlenmişti. Her iki taraf arasında Sakarya Nehri boyunca mücadeleler sürdürülürken, Yunan ordusundan aldığı cesaretle yerli Rum ve Ermeni çeteleri ise baskın, yağmalama, adam kaçırma, ırza geçme gibi iğrenç hareketleri icra ediyorlardı. II nci İnönü Muharebesinden de yenilgi ile çıkan düşman, neticede Adapazarı’ndaki birliklerini İzmit’e geri çekmeye başladı. 16 Haziran’dan itibaren Türk kuvvetlerinin de sıkıştırması sonucu geri çekilmeye başlayan Yunan ordusu, Ferizli ve Damlık köyleri ile daha pek çok yeri yakarak İzmit’e yönelmişti. Düşmanın Adapazarı’nı yakmasına fırsat verilmeden şehir 21 Haziran 1921 sabahı saat 04’00’de yapılan baskın taarruzla tekrar Türk ordusunun denetimini geçmiş oldu. Şehre ilk giren kuvvetler ise, yöredeki kuva-yı milliye liderlerinden Halit Molla ile Kâzım Kaptan idi. Aynı gün, Türk süvari birlikleri bütün Adapazarı civarını denetim altına aldı.

Bu haksız işgal olayında Adapazarı kazası da dahil olduğu halde her zaman ve her yerde ülkesine hizmet eden ve düşman emellerine karşı fiili olarak harekete geçen masum Türkler ya katledilip öldürülmüş veya yaralanmıştır. Adapazarı kazasına bağlı pek çok köy Yunan ve yerli işbirlikçi Rum ve Ermeni çeteleri tarafından evler soyulduktan sonra yakılmış; bu arada kadın ve kızların namusları kirletilmiştir. Bu işgaller devam ederken yapılan insanlık dışı zulüm ve alçakça hareketler yeterli görülmüyormuş gibi, milli ordunun ileri hareketi üzerine geri çekilmeye mecbur kaldıkları zaman, işe yarar erkekleri, bulabildikleri genç kadın ve kızları beraberlerinde götürmüşlerdir

 

Yunan Mezalimi

1921 yılı Şubat ayından itibaren Adapazarı taraflarını kontrol altına alan Yunan Ordusundan cesaret bulan yerli Rum ve Ermeni çeteleri hemen harekete geçerek uzun yıllar barış ve kardeşlik içerisinde yaşadıkları ve kendilerini himaye etmiş olan Türklere karşı akla gelmeyecek her türlü harekete girişmeye başladılar.

Adapazarı kazasına ait 25 mahalle ile 45 köyde toplam 415.176 lira kıymetinde bina ve yapı, 2.250.000 lira kıymetinde mal ve mülk tamamen yakılmıştır. Kısmen yakılıp gasp edilen mal ve eşyanın kıymeti 2.360.400 liradır. Bundan başka 2.136.320 lira kıymetinde 334.400 kilo buğday, 132.130 kilo arpa, 188.000 kilo yulaf, 324.500 kilo mısır, 15.930 kilo çavdar ile 127.050 lira kıymetinde 850 at, 28.000 lira kıymetinde 288 katır, 5.100 lira kıymetinde 102 merkep, 1.689.900 lira kıymetinde 12.760 öküz, 1.418.000 lira kıymetinde 11.300 inek, 855.000 lira kıymetinde 75.000 koyun, 21.700.000 lira kıymetinde ticaret eşyası ve 12.970,765 lira nakit para çalınmıştır. Şimdi sırasıyla Adapazarı merkezindeki mahallelerden başlayarak belde ve köylerde icra edilen yağma, cürüm ve öldürme olaylarını mahalle mahalle açıklamak mümkündür:

 

Neticede...

Adapazarı kazasının Rum ve Ermeni çetelerinin saldırılarına maruz kalan kısmı Sakarya Nehri’nin batısında kalan köyler olup, bu köylere yapılan mezalim ve en aşağılık davranışlarına maruz kalmıştır.

Yunanlıların bu havalide bütün hareketleri yerli Rum ve Ermenilerden çetelerin delaletiyle başlamış ve 1921 yılı Mart sonundan Nisan başına gelene kadar isimleri yazılı köylerde türlü mezalimi yapmışlar ve olan serveti ele geçirdikten, yani hırsızlık yaptıktan sonra çekilmişler ve ancak bundan sonra mezalim ve cinayetlerin şiddeti azalmıştır.

Adapazarı ve civarı 1921 yılı Mart ayından Haziran ayı sonlarına kadar yaklaşık dört ay kadar Yunan istilasında kalmıştır.

Memleketin hakim unsuru olan Türk halkını imha ederek Anadolu’da saltanatını kurmak isteyen ve ancak bu düşünce ile bu meşum harbi devam ettirmekte ısrarlı olan Yunanlılar bu mezalimin yapılmasına sebebiyet vermiş olmak itibariyle mesul sayılırlarsa da, icra kuvvetleri kendi askerlerinden ziyade yerli Rum ve Ermeni çeteleri olmuştur.

Bilhassa ırza tecavüz hususunda pek ileri gidildiği yolunda ifadeler köylülerin yüzlerinden anlaşılmaktadır. Bu felaketin ortaya çıkması ve kendi kız ve karılarının isimlerinin tahkikat evrakına girmesini uygun görmedikleri için gizlemektedirler. Belirtilen zarar cetvelinde isimleri yazılmayan köylerin hasarları isimleri altında ayrıntısıyla yazılmış, cetvelde olmayan veya ilavesi gerekli görülen maddi hasar miktarı ayrıca cetvele ilave edilmiştir.

Bu bilgiler ışığında her yıl geleneksel olarak yapılan kutlamaların yapılış biçiminin bir eğlence bir kutlama dana ziyade bir anma, o günlerin ruhunu anlama ve o günleri günümüz kuşaklarına anlatma şeklinde olması icap etmektedir. Neyi, neyden, kimden, nasıl kurtardığımızı bilmeden öğrenmeden yapılan kutlama ve etkinliklerin topluma bilinç vermesinin mümkün olmadığı ortadadır.

 

Linkler

Mahalle Mahalle Sakarya’da Yunan Mezalimi

Sakarya’nın Tarihçesi